9 Kasım 2012 Cuma

Yağlı Yemeklerden Sonra Ağrılara Dikkat!


Karnın sağ üst tarafında, sırta ve omuza vuran safra kesesi ağrısının kalp krizi belirtileriyle karıştırılabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Tansuğ, bu ağrının özellikle ağır yağlı yemeklerin ardından çok daha şiddetli yaşanması durumunda safra kesesi taşlarından şüphelenilmesi gerektiğini ifade ediyor. Safra kesesi denildiğinde ilk olarak akla gelen safra kesesi taşları hakkında bilgi veren Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Tansuğ, hastalığın belirtileri, tanı ve tedavi yolları ile ilgili merak edilenleri anlatıyor. Safra kesesi her ne kadar karaciğerin komşuluğunda, safranın depolandığı bir organ olsa da anatomik olarak karaciğerin bir parçası olarak tanımlanır. Gün içinde karaciğerde yapılan yaklaşık 700 ml safra, ortak karaciğer kanalına boşalır. Safranın içeriğinde karaciğerden süzülen atıklar ve sindirim için gerekli enzimler yer alır. Safranın bileşimi, kişinin beslenme şekline göre değişiklik gösterse de temel olarak aynı öğelerden oluşur.

Safra kanalının onikiparmak bağırsağına bağlandığı uçta, etrafında büzme kası olan bir meme bulunur. Sindirim sisteminin istirahat ettiği zamanlarda yani açken büzme kası kapalı durur. Böylece karaciğerden gelen safra, doğrudan bağırsağa akmaz ve safra kesesinde depolanır. Özellikle yağlı bir yemek yenildiğinde bu meme açılır, safra kesesi büzülür ve içindeki safranın onikiparmak bağırsağına boşalması sağlanır. Böylece safra gıdalarla daha iyi karışır ve içeriğindeki sindirim enzimlerinden yararlanılır.

TAŞLARIN OLUŞUMU: 
Safranın içinde askı halinde bulunan maddelerin oranlarında bir bozulma olduğunda çökme ortaya çıktığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Tansuğ, en sık kolesterol çökmeleri görüldüğünü ancak nadiren kan yıkımının olduğu bazı kan hastalıklarında, bilirubin taşlarının da oluşabildiğini ifade ediyor. Kristaller halinde oluşan çökeltilerin zamanla birleşerek küçük parçacıklar haline gelince de "safra çamuru" olarak tanımlanan birikim oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Tuğrul Tansuğ, bazen de 3-5 cm'ye kadar büyümüş taşlar görülebildiğini söylüyor. Doç. Dr. Tansuğ, çok küçük parçacıklar safra ile birlikte onikiparmak bağırsağına geçebilirken, safra kesesinde veya kanalda kalan ve giderek büyüyen taşların kanalı tıkayabildiğini vurguluyor.

SAFRA KESESI ILTIHABI (KOLESITIT): Safra kesesi kanalından daha büyük olan bir taş kanalı tıkadığında, kesenin içindeki safra boşalamadığı için safra kesesi şişer ve enfeksiyon için uygun bir ortam oluşturur. Bu durum "safra kesesi iltihabı" (akut kolesitit) olarak adlandırılır.

TIKANMA SARILIĞI: Kanal içindeki taşlar, onikiparmak bağırsağı ile bağlantı yerindeki memenin tıkanması sonucu kanalda tıkanmaya ve şişmeye neden olabilir. Bunun sonucunda safra kesesi şişer, karaciğer içindeki safra yollarında da basınç artar. Karaciğer kanı iyi süzemez ve kandaki bilirubin maddesi yükselerek, "tıkanma sarılığı" adı verilen hastalık ortaya çıkar.

AKUT PANKREATIT: Ayrıca bu küçük taşlar pankreas kanalının tıkanmasına da yol açarak pankreasın iltihaplanıp, şişmesiyle seyreden "akut pankreatit"e neden olur. Safra taşlarına 40 yaşından sonra daha sık rastlandığını belirten Doç. Dr. Tuğrul Tansuğ, doğurganlığa ve östrojen hormonuna bağlı olarak, kadınlarda daha fazla görüldüğünü ifade ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.